Anasayfa
Haberler
Hakkımızda
Görüşler
Dünya Mirası
Dosyalar
Galeri
Linkler
Bize Ulaşın
Görüşler
Görüşler Miras Dünyası
Görüşler
Ayşe Emel Mesci:
Ana tanrıçalar diyarı
Ana tanrıçaların ayağa kalkma, şu coğrafyayı hepimize anlatma, bu “tarihsel zaman”ın dışında bir de alttan alta süren değişmez bir “kutsal döngü” olduğunu hatırlatma vakti çoktan geldi, geçiyor…

Doğu Akdeniz’i çevreleyen topraklar ana tanrıçaların diyarıdır. Sümer’in İnanna’sı, Akkad’ın İştar’ı, Mısır’ın İsis’i, Anadolu’nunKibele’si mitolojik öyküleriyle birbirlerini izleyerek Bereketli Hilal’in çevresini dolaşırlar adeta. Hem doğu-batı hem de kuzey-güney eksenlerinde tam bir geçiş alanı ve köprü oluşturan Anadolu, ana tanrıçaların da tercihli mekânı olagelmiştir.
Bu topraklarda kimi zaman yan yana kimi zaman birbirinin yerini alarak yaşayan, gelişen sayısız medeniyet ve kültür bizim bugünümüzü şekillendiren arka plandaki mayayı oluşturmuşlardır. Ölme-dirilme ritüelleri ve ana tanrıça motifleri bu mayanın en önemli unsurlarındandır.
Ritüeller ve ‘kutsal döngü’
Ölme-dirilme ritüeli, çok çeşitli yan anlamların yanı sıra dünyanın sürekli yenilenen “kutsal döngü”sünü de simgelerken, tabiat ve toprak ile özdeşleşen “ana tanrıça” motifi ise insanın doğa ile uyum çabasının uzak çağrışımlarını taşır bize.
Ana tanrıçaların tarihsel süreç içinde giderek geri plana itilip silikleştirilmesi, mitolojilerdeki kadın motifinin ya kadına biçilen toplumsal rol modelleriyle sınırlanması ya da canavarlaştırılması, cadılaştırılması ile ölme-dirilme ritüellerindeki “dirilme” boyutunun ancak batıni mezheplerin, tarikatların törenlerinde varlığını koruyabilmesi arasında doğrudan bir koşutluk kurulabilir mi bilmiyorum. Ama mitoloji bir anlamda insanlığın “kültürel bilinçaltı” ise bu bilinçaltının içinde söz konusu iki“budama”nın çok benzer ve koşut anlamlar yüklendiğini düşünüyorum.
Günümüz…
Günümüz dünyasına bakarken insanın kendini içine hapsettiği bu tuhaf düzen içinde doğadan, evrenden ve insanlıktan giderek kopuşunu izlerken, paranın, savaşın ve gücün tanrılaştığı bu “dünya düzeni” içinde hep birlikte sonu belirsiz bir mecrada sürüklenirken, insan şu diyarın “ana tanrıçalarının” ayaklarını vurup bir doğrulmalarını, yüzlerce yıllık ezgileriyle yeniden rüzgârları kanatlandırmalarını, bizi birbirimizle ve doğayla barıştırmalarını bekler oluyor.
Bize nereden geldiğimizi, üstünde yaşadığımız bu toprakların sayısız gergefte rengârenk dokunmuş, nasıl göz alıcı bir kilim oluşturduğunu, o renklerin herhangi birini görmezden gelmenin nasıl onulmaz bir hata olduğunu hatırlatmalarını bekliyor.
Ama bugün o kilimin sökülen düğümlerinden, parçalanan ipliklerinden kan damlıyor, güzelim motiflerin üzerini kan lekeleri kaplıyor. Görünmez kılıyor onları.

Ana tanrıçaların ayağa kalkma, şu coğrafyayı hepimize anlatma, bu “tarihsel zaman”ın dışında bir de alttan alta süren değişmez bir“kutsal döngü” olduğunu hatırlatma vakti çoktan geldi, geçiyor… 

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi 29.10.2012

İÇERİKLE İLGİLİ FOTOĞRAFLAR
Yayın Tarihi: 29 Ekim 2012 Pazartesi, 10:32
  • DİĞER İÇERİKLER
    << GERİ DÖN ANASAYFA SAYFA BAŞI